SEVGİ SOZE ULASİRSA DUA OLUR

Tanım

BEN İSTEMEDİKCE KİMSE BENİ UZEMEZ


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler


HERSEY AİLEM İCİN


Tarih: 13:58, 26/9/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

KESKE

 
 

"kal" demeliydin... Defalarca "kal" demeliydin...

Oysa, demedin...

 

Belki de senin tutulacak dal olmaya niyetin yoktu ve ben

seni hayatimdaki tek önemli insan yapmakta hata etmistim...

Belki böylesi daha iyi oldu...

"Kal" deseydin kalirdim... Hem de seve seve kalirdim.

Martilarla kalirdim. Yakamozlarla kalirdim.

Demedin oysa!

Bilir misin?

 

Kaç çiglik olup yikildi yüregim giderken...

Bilir misin?

Nasil bir cana hasretti yüregim, yolumdan döndürecek...

Bilir misin?

Nasil zor oldu ardima bakmadan çekip gitmek...

'KAL' desen kalacaktim...

DEMEDIN OYSA!!!

 

 

 

  


Tarih: 00:56, 18/9/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

BİR GECEM OLSA SENİNLE

 






















Bir gecem olsa seninle...
Düş ötesinde....



Kabarmış tüylerinde yumulmuştu geceye iki kumru
Pencerede kesikti rüzgarın sesi ama nasıl estiği belliydi ağaçlarda
Sıcaktaydım, kumruları kıskanırcasına da uykusuz.
Sancılıydı gece
...uzundu


ve saatler teke düştükçe, yaklaşan sabah
hep yabancı ederdi beni kendime.
 
Hayallerimin kırıklarını toplayan yastığa bıraktım saçlarımı
Kanatırdı düşlerimi kesikleri, uykusuzluğuma batardı.
Yanaklarımda mevsim soluğu, gözlerimde yıldız kırıkları
Parlak ve ıslaktı bakışlarım
...kirpiklerim öpüşmüş
ve saçlarımda örülüydü yarına dair umutlarım.

Savrulan dalları izledim saatlerce
Uyanmayan kumruları.
Rüzgarı bekledim, belki gider ...ve giderken
saçlarımın altındaki gizli acıları savurur sandım.
...ellerinin akışını düşündüm saçlarımda
ve ellerimde bıraktığın yalnızlığı.
Günebakanların eğilişini getir aklına
Hangi eylül, nisan kokmaz ki?
 
Şiirler bile daha soğuk bu mevsimde
Güneş daha paslı, mavi daha donuk.
Uzandığımda tutacağımı sandığım - sen -
Oysa hiç olmamışsın bende
...gidişlere alışkınım aslında
sen hep kalmalıydın...


Bilmedim isyanım sensizliğe mi, gidişlere mi?
Hangi hayal gerçek olur ki?
Hele ki adı aşksa ve hele ki imkansızsa.
 
Üşüdüğüm yatağımda çöl düşümsün
Kan ter içinde karşılarım bu yüzden sabahları

Rüzgar hala penceremde, kumrular uykuda
Kum gözlerini düşündüm
Alkol kokan deniz kıyısından
Bakışlarında sızan kanamayı
...martıların gölgesinde açılsın
esmer teninde bana ait dokunuşlar

Dağılsa şu kızıl bulutlar pencerede
Hani boşalsa yağmur, saklasa yaşlarımı
Kime zarar!
Yedinci mevsimin, yedinci katındayım,
Aşk çiçeğimdi yediverenler...
onlar bile yangında şimdi
 
...kanıp hazana teslim olan kızıl yapraklardan
Salıncak kuruyorum dolunaya
Kumru kanatlarına ben de yumsam başımı, uyur muyum?
Öfkemi sakladım çöl kaktüslerinde
Özlemlerim kanadıkça açtı dikenlerinde kırmızılarım
-kırmızı- neydi... kim bildi!

Şu rüzgar kapımın önünden süpürse yalnızlığı
Yaprakların çırpınışları dursa
Ve beşik olmasa dallar kuşlara
Uçsalar gündüz gibi,
Gecenin sessizliği bozulur mu sahi?

 
Korkularım yaklaşır mı duvara vuran gölgelerle
Çıtırtılarda gümbürder mi yüreğim?
Soluğumdan bile ürker miyim...?
Gün yüzüme vurur mu yalnızlığımı

geceyi sarmalarken?

Son ateş böceklerini sakladığım kavanoz
Ağustosun küllerini barındırır aslında
Sönüklüğü bu yüzdendir gecenin
Kayboluşum bu yüzdendir.
Ne bir daldan seyir eyleyeceğim mevsim
Ne uykusuzluğumu paylaştığım -sen- varsın
 
Sarı bir yorgan çekiyorum bahar sevişlerinin üstüne
Yaz zaten sahte sıcak
Tek gerçek, penceremdeki rüzgar
Eşini bulan kumru
Kabarmış tüylerinde huzurlu uyku

Uykusuzluğum neden sence, ben bilmiyorum
Cevap vermiyor saatlerdir fısıldayan yapraklar.
 
Yedinci mevsimin son tangosu
Ve ilk kez dans ederken ayağım kayıyor
Hangi yıldız taşır beni, dilek yağmurlarına?

Kanat germeye başladı kuşlar
Gün eteğinin altına almaya başladı geceyi
Uyumak istiyorum... sadece uyumak
Kum gözlerinde, yummalıyım gözlerimi
Nasılsa sen beni uyurken seyredersin
Ve alnıma bırakırsın sıcak buseni.
 
Ç ö l d ü ş ü m
Eylül yağmurlarını aş da g e l...!
-d- üşüyorum....

 

 
 
 


Bu Kalp Seni Unutur mu ...?



llar geçse de üstünden
Bu kalp seni unutur mu
Kader gibi istemeden
Bu kalp seni unutur mu


 

Bir hasretlik yüzün vardı
İçimde bir hüzün vardı.
Söyleyecek sözüm vardı.
Bu kalp seni unutur mu.
Bu kalp seni unutur mu.
Kalbim seni unutur mu.

 

Anlamı yok tüm sözlerin
Sensiz geçen gecelerin
Yaşanacak senelerin


 

Bu kalp seni unutur mu
Bambaşka bir halin vardı
Fark etmeden beni sardı
Benliğimi benden aldı

 

Bana aşkı veren sendin
Sonra alıp giden sendin
Yollarımız ayrı derdin
Bu kalp seni unutur mu


 

Oysa düşlerim başkaydı

Birden hire yarım kaldı
Yaşanacak çok şey vardı
Bu kalp seni unutur mu
Bu kalp seni unutur mu
Kalbim seni unutur mu

 

Bambaşka bir halin vardı
Fark etmeden beni sardı
Benliğimi benden aldı
Bu kalp seni unutur mu
Bu kalp seni unutur mu


 

Kalbim seni unutur mu
Bu kale seni unutur mu
Bu kalp seni unutur mu
Kalbim seni unutur mu...?

 


 

A Ş K O L S U N ....


İster kanatsın,
İster kanatlandırsın
Yeter ki
Yürekten olsun ...


 

Lafta,sözde değil
Özde AŞK olsun...

AŞK OLSUN HAYATIMDA...

NİCE AŞKLARA...

TÜM AŞIKLARA...

 

A Ş K O L S U N ...

 


 

 

 




 
YÜZÜMDEKİ GÜLÜŞLERİN

ELLERİMDEKİ TERLEMENİN

YÜREĞİMDEKİ DELİ ATIŞIN SEBEBİ

HER GECE UYKUM

HER SABAH UYANIŞIM

GÜNEŞİM,YILDIZIM,AYIM,AKAN KANIM

BİTMEYEN MASALIM

BAHÇEDEKİ ÇİÇEĞİM,ÇİÇEKDEKİ RENGİM

GÖKYÜZÜM,DENİZİM,MAVİM
 
AŞKIMSIN....

 

 



--

Tarih: 20:20, 22/8/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

sen kimseye benzemiyorsun

 

 

öldüğümü sandım önce
sonradan anladım yanıldığımı <******>
 

öldüğümü sandığımda değdi
gözlerime gözlerin
ve anladım
aslında şimdi doğduğumu


benim öldüğüm yerde
doğmuştun sen
ve
yalnız bu aşk için
cennete gönderilmiştim
sen melektin
bense daha melemekteydim

cennette başladı aşkımız
önce öğrendim uçmayı
sonra da
asıl yaşamın ölüm
yaşamanınsa ölmek olduğunu

gözlerin gözlerime değdiğinde
doğdum ben
anladım
yıllardır öldüğümü
ve gözlerin
gidince gözlerimden
yeniden ölmeye başladım

sözlerim sözlerine
girdiğinde sustum
ne kadar sustuysam
konuştum o kadar
ve anladım
asıl konuşmanın
susmak olduğunu
birlikte sustuk sonra
zamansız ve mekansız diyarlarda
sonra sen konuştun <******>
ardından da ben
şimdi ayrı yerlerde
konuşuyoruz beraber...


 


<******>

 




ışığı söndürür ellerin
geceye dokunur
ışık olur
gözlerin


çiçek çiçek bir ateş yanar
bakışlarında
ihtilâl olur, yokluk ve kuraklık başlar
kırmızı dudaklarında
ben seni sevmesem

yekpare dolaşırsın
bir dağdağan ağacının altında
zaman kucaklaşır seninle
batıp giden bir güneşin ardından
<******>
yorgun gözlerle
uğurlarsın sen beni
farkında olmasan da ben gidiyorum
sen kalıyorsun o dağ evinin kapısında
kızarmış yanakların, kızarmış gözlerin
ağlamaktan ıslanmış avuçların...

hoşçakal dedim sana, hoşçakal
bir daha dönemezsem bekleme hiç beni
oysa zaman, oysa sevda
çevirir belki dedim beni yolumdan

bir gece yarısı
tutuşan çıngılar altında
sana geldim ben
baktım gözlerin karışmış gecelere
başucumda durup bir yıldız gibi
yanar durmadan
dağ aleviyle sarhoş olmuş dudakların

o dağlar benim doğduğum rahim
o dağlar benim emdiğim meme
o dağlar dizlerine yattığım anne

şimdi var mısın oralarda
bilmem hiç geldin mi yeniden
hiç büyüdü mü gözlerin o gecelerde

seni seviyordum; kimseyi sevme dedin
Kimseyi sevemedim; seni sevmeyince
tutsağa döndü sevdam seninle

ışığı söndürdü sözlerin <******>
bedenime dokundu
yokluk oldu
ellerin


HÜZÜNLENDİRMİYOR BENİ YOKLUĞUN

     Ben yarını düşünmeyi sevmem. Ne olacaksa hemen şimdi olsun isterim. Seveceksem şimdi, öpeceksem şimdi, susacaksam şimdi, güleceksem şimdi... Zaman bir kez geçer insanın eline, o anın bir d aha tekrarı yoktur. Ne yaşarsan bir kere yaşarsın. Bu yüzden sevmem beklemeyi. Bu yüzden bekleyerek geçen zamana acırım. Ama bu kez bir şey oldu, bir şey...

     Şimdi yarını beklerken hiç kızmıyorum. Sen yoksun ya, bugece de sensiz geçecek ya, olsun diyorum, bizi bekleyen çok güzle günler var önümüzde... Nedir beni böylesine değiştiren şey? Nedir geleceğe dair umutlar beslememi sağlayan şey? Aşkın elbette... Başka acıklaması olabilir mi? Sen olmadan da keyif alarak yaşayabiliyorum. Bir yerine iki kadeh rakı içiyorum, biri senin için.

     Sevdiğimiz şarkıları ard arda iki kez dinliyorum, biri senin için. Sabah uyanınca pencereyi açıp temiz havayı iki kere çekiyorum, biri senin için. Yokluğunda hayatı iki kişilik yaşıyorum. Yokluğunda hayata dair ne varsa yine seninle paylaşıyorum.

     Özlemekse özlüyorum elbette... Hasret şarkılarını kim benden daha i yi söyleyebilir? Kim gökteki yıldızlara bakıp onları senin gözlerinin yerine koyabilir? Kimin yüzüne seni düşündükçe bir gülümseme yayabilir? Dedim ya değişiyorum diye, eskiden böyle koyu bir özlemin içinde oslaydım. İsyanın sığmazdı içime. Bir siyah hüznün içinde kıvranır dururdum, bitmek bilmezdi geceler. Şimdi öyle değil... Şimdi seni özlemek sevdamızın olmazsa olmaz parçasıymış gibi geliyor bana. <******>

     Son bahardayız ama ben ilk yazın sevinçini taşıyorum içimde ve biliyorum ki, hiç bitmeyecek baharı yaşayacağız birlikte. İşte bunun için hüzünlendirmiyor beni yokluğun.

M.Çoşkundeniz

 

 

 

 
 
En çok gecenin mavisini severdin.
Ve birde,
Karanlıklar arasından süzülen, ay ışığını...
Hep, kararan kalpleri aydınlattığını düşünürdün.
Sen, dokunmak isterdin, o ay ışığına...
Bense, dokunmak isterdim,
Yüreğindeki çocuğa...
Ne sen, ay ışığına dokunabildin,
Nede ben, yüreğindeki çocuğa...

 

 

<******>

Mavi

Mavi gözlerin kelepçesi yüregimin
kirpiklerin demirparmakliklari andiriyor
Iste! yine tutsaginim al götür beni istedigin yere
nasil olsa ikimizde ayni hücrenin maviligindeyiz

 

Kar Tanesi
Mektuptur kar tanesi.
Sıcak bir mektup olup yolumuza düşer.
Susar ki, çok şey söylesin.
Beyaz bir sayfa olup aklımıza iner.
Kaleme meydan okur, söze gelmez ve şiirin yolunu keser.
Kendince söyleyen, keyifle okunan bir mektuptur.

Perdedir kar tanesi.

Yolumuzu kesip bizi evimize ve içimize baktırır.
Bu pamuk dokunuşla kendimizde vehmettiğimiz kudretin eşiğinden yüz geri eder,
içimizdeki derin aczi, derunumuzdaki onulmaz farkı görürüz.

Selamdır kar tanesi.
Yüreğimizin sokulduğu aşklar, gönlümüzün sığındığı
yalnızlıklar bir kar tanesinin yüzümüze
ve dudağımıza dokunan serinliğinde dirilir.
Yollarımızı katranlaştıran kirler,
yüreğimizi karartan şerler
<******> arasında göklerin yere serin
ve selametli selamıdır kar tanesi.

Müjdedir kar tanesi.
Onca çokluk içinde her birimizi biricik eyleyen,
onca bolluk içinde her birimizi özel eyleyen,
o kadar karmaşa içinde herbirimizi
güzel eyleyen Bir Yaratıcının,
yanağımıza dokunan kelamı,
omuzlarımıza kadar indirilen müjdesidir.

Hatırlayıştır kar tanesi.
Bir dokunuşta solunup giden, bir bakışta gelip geçen,
bir anda eriyiveren hayatlarımızın
ve buluşmalarımızın ince bir özenle yaratıldığını,
daimi kasıtla var edildiğini,
hiç bitmeyen bir sevgiyle gerçekleştirildiğini hatırlatan
milyonlarca hecelik kristal bir sözdür kar tanesi.


Barıştır kar tanesi.

Aramızdaki sayısız farklılıkların kar beyaz bir
hoşgörüyle bir lenebileceğinin, renk
ve ırk çeşitliliğinin billur bir ahenk içinde bütünleneceğinin,
aramızdaki ayrıcalıkların toprağa düşer düşmez
eriyeceğinin habercisidir kar tanesi.

Niyettir kar tanesi.
Rüzgarın koynunda, bulutların rahminde,
tozlara tutunup da biçimlenirken,
her halden, her zorluktan, her engelden kendine
güzellikler derleme azminin,
hayatın her fırtınasından kendine kristalimsi
incelikler devşirme niyetinin ifadesidir kar tanesi.

Yolcudur kar tanesi.

Avucumuzda konaklayamayacak kadar telaşlı,
bakışımıza takılmayacak kadar aceleci bir yolcudur kar tanesi.
Şu dünya konağında sırdaşımız,
şu kısacık ömrümüzde yoldaşımızdır.


Yoldur kar tanesi.
Gökten yere, güzellikle indirilip, cemalle savrulup,
letafetle dokunurken, yerde yollar kesen azamete döner, <******>
çığlar büyüten celale doğru yuvarlanır,
dağları bürüyen kahra dönüşür.
Öyle ki, binbir esmanın dokunuşunda biçimlenen ahvalimizi,
sayısız tecelli arasında gidip
gelen yolculuğumuzu dillendirir.
Bu haliyle sadece gökten yere gelip yiten
bir yolcu olur kar tanesi.


Duadır kar tanesi.

Tenimize değip eriyen kar tanesi, binler bakışa değer.
Elimizde yiten kar tanesi, melek dokunuşlarına eriştirir bizi.
Dudağımızda duru bir dua olup hep göğe, hep göğe yağar.

Bir tanedir kar tanesi.
Kışın nazlı beyaz gelini, gecelerin soğuk,
uçarı kelebeği, bakışımızın kristal kasesi,
gönlümüzün pak ayinesi, omzumuzda serin ışık halesidir.
Ne kadar çok olursa olsun hep bir tanedir.
Ne kadar birikirse biriksin hep tazedir, hep yenidir

Kimseye Benzemiyor Gibisin.

Kimseye benzemiyor gibisin.
Yokluğun hepsinden ağır.
Hiçbirine benzemedi ayrılığın.
Niye benzesin ki?
Hepsinden çok sevilmedin mi?

Ceyhun Yılmaz
_________________
 
 

 

Siz Hiç Öldünüz Mü?

Direniş şarkısı
değil
yüreği yanmış
tespih tanesi gibi parçalanmış
bir çocuğun
çığlığıydı
havada yankılanan
misketim diye avuçladığı bomba
patladığı an.

Siz hiç öldünüz mü?
Bin bir parçaya bölündünüz mü?

Pimi çekilmiş
arsız bir bomba
kökünden koparır
nice fırtınalara direnen
çöl çiçeklerini
baharlara
bir merhaba bile diyemeden.

Bir düğün şarkısını
susturur
şarapnel
vurulur
çeyiz sandığında
hayal kuşları
duvak takıp
gelinlik dahi giyemeden.

Siz hiç öldünüz mü?
Kefensiz gömüldünüz mü?

Züleyha sabrıyla
ışığı bekleyen serçe
vurulmuş
konacak
merhametli bir dal arar
oysa
cellat kudurmuş
sıktığı
her mermide
içimde
bir defne dalını kırar
çiçek açmaz
ateş altında
gül
gamzesinden vurulmuş
nur yüzlü
ölü bir bebeğin
yaralarını sarar.

Siz hiç öldünüz mü?
Gamzenizden öldürüldünüz mü?

Sönmeyen sigara dumanı gibi
alev alev yanan.
Kayıp bir kentte
saba makamında
bir şarkı değildir hayat
tuvali kızıldır
ölüm pusuda
her köşe başında bir cellat
patladıkça bombalar
içimde açılan
dipsiz çukura
masum cesetleri düşer
pat pat
üşütür ölüm yüreğimi.

Siz hiç öldünüz mü?
Lapa lapa ölüm gördünüz mü?

Tahsin Özmen
 
İnsan kendisini merak etmeli;
hem de ölümüne merak etmeli.
Gün bitti işte...
Kim farkında bunun senden
başka...
Herkes bu yenilgiyi nasıl da
rahat kabulleniyor...

Vaatlerini tutmadı gün.
Kimse kendisini merak etmedi.
Sabırsızlığın bundan;
bundan çocuksu hasretin...
Kabullenince herkes yaşamını
sen ortaya kendini koydun...
ve bütün suçlarını üzerine
aldın sonra

Bundan işte
bu çocuksu hasretin
Ve ölümcül bir rulet oynadın
insanlarla
hadi dedin, hadi bulun
en zayıf yerimi...

Ve diktin gözlerini gözlerine
kastın bedenini
yükselttin omuzlarını
Öylece kaldın...
Baktılar sana... Baktılar...
Ama yüreğini bir türlü
göremediler.
 
Kimsesizdi asiliğin
soyu tükenmiş masal kuşları gibi
beklerdin beni dükkanların önünde
sokak köşelerinde..
Kimse sığamazken kendi gecesine
sen kapıların önündeki
sahipsiz dalgınlığa vurulurdun
Çok iyi bildiğin bir meyhaneydi dünya
düşlere karşı yaşanan...
Tehlikeliydin,kimsesizdi asiliğin
en kirli yerde
arardın sevgiyi...
en dipte..
Hayatının en unutulmuş yerinde...
 

Sabrı anlat bana...
Mağlubiyetlere dayanmayı öğret ruhuma
Bir ışık yak aydınlansın ufuklarım
Söyle ne vâkit sona erer bu amansız sınanma?

Özlemi anlat bana...
Göğünde kanat çırpan vuslat kuşları
Nereye konarlar yorulduklarında?
Ayaz yemiş sevdaların bakışlarındaki
Ümitsiz ümitleri anlat.
Yalnızlığın dili olsaydı sormazdım sana...

Sevgilerin nihayetini anlat...
Nasıl biter bir sevda?
Yakıp, yıkılan umutların külleri
Nereye savrulur sonunda?
Ben sustukça sen anlat...
Hüzünlerine geldim,
Bir damladan derya yaptığım hasret
Ve
Dinmek bilmeyen bir sancıyla.
Al kat acılarımı acılarına...

Hep vuslatı düşünürken savruldum
Yüreğimin esir rüzgârlarıyla.
Hayat körebe oyunuydu
Sobelendim yaşanmamışlıklara.
Anlat, merak ediyorum
Her zaman ışık var mıdır, tünellerin ucunda?


FERHAT GÖCER 2007 ...

Tarih: 22:20, 20/8/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

OYLE BİR KARSİLAKİ










--



Tarih: 23:25, 8/8/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

YÜREGİMİ O SEVDANİN ELLERİNDE KAYBETTİM
















Tarih: 15:17, 8/8/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

MUTLULUK NEDİR

    Mutluluk, bakmaktır, saygı duymaktır, dinlemektir,
 

   güvenmektir, sürprizlerdir...

 


Mutluluk hayatta ki küçük sürprizlerdir... Söyle bana eğer her şeyi bilirsen sana nasıl sürpriz yapabilirim? Arada bir kapat gözlerini, hesaplama her adımı, bilme geleceği ne olur...

Mutluluk bu günde yaşamaktır... Söyle bana eğer geçmişin tozlu katmanları arasında kalmışsan seni nasıl görebilirim, duyabilirim yada dokunabilirim? Arada bir dön bana, geçmişi bir yana bırakıp şu dakikaları benimle yaşa ne olur...

Mutluluk oyun oynayabilmektir... Söyle bana her sözümü ciddiye alırsan seninle nasıl şakalaşabilirim? Arada bir gevşe, sakinleş, umursama kelimelerin altında yatan derin ve büyük anlamları, oyna benimle ne olur...
 
Mutluluk paylaşmaktır... Söyle bana eğer en derin korkularını, sırlarını, utançlarını benden saklıyorsan, senin yaşamını nasıl paylaşabilirim? Arada bir açıl bana, zayıflıklarını da sevmek istiyorum en az güçlü kolların kadar...

Mutluluk özgürlüktür...Söyle bana her yaptığıma karışıp beni sevgi zincirlerinle bağlarsan nasıl seni sevdiğimi ıspatlayabilirim? Hep içinde bir korku olmaz mı 'ya beni bırakıp giderse bir gün?' diye... Arada bir güven bana, serbest bırak, risk al, bırak seni özgürce sevebileyim ve her gün seninle kalmaya yeniden karar verebileyim...
 
Mutluluk güvenebilmektir...Söyle bana eğer duygularını ve düşüncelerini açık yüreklilikle bana anlatamıyorsan, nasıl kendimi sana yakın hissedebilirim? Nasıl kendimi sana teslim edebilirim? Arada bir kabuğundan sıyrıl ve bana güvenmeye çalış, sana güvenmeme izin ver ne olur...

Mutluluk fedakarlıktır... Söyle bana sürekli benim için yaptıklarını yüzüme vurup durursan, fedakarlıklarının değerini nasıl görebilirim? Arada bir sabret ve bırak yaptıklarını ben göreyim, sana teşekkür edebileyim...
 
Mutluluk dinlemektir... Söyle bana sürekli kendinden bahsediyorsan seni nasıl dinleyebilirim? Arada bir soru sor bana, gerçekten ilgilen benim söylemek istediklerimle, merak et ne olur...

Mutluluk saygı duymaktır... Söyle bana sürekli arkadaşlarımı, dinlediğim müziği, giydiğim kıyafetleri, sözlerimi, tavırlarımı eleştiriyorsan, nasıl kendime saygı duyabilirim? Arada bir beğenmesen bile kabullen benimle ilgili gerçekleri ne olur...

Mutluluk bakmaktır...Söyle bana başım ağrıyor dediğimde umarsızca 'ağrı kesici al' dediğinde nasıl sevildiğimi hissedebilirim? Arada bir yanıma gel, serin elini başıma koy, yatır beni koltuğa, üzerime bir battaniye ört, hatta uzanıver yanıma, bana tatlı bir hikaye anlat ne olur.... 
Mutlu olmak istiyorum.


Tarih: 10:49, 6/8/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

GULLER


Tarih: 21:04, 4/8/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

HAYAT GORUNDUGU GİBİ GUZEL OLSAYDİ



BİR GÜN

Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
Bil ki seni düşünüyorum
Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin, açıl
Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl
O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
Bil ki seni bekliyorum
Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak
Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar
Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak
Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar
Bil ki seni istiyorum
Gecelerden bir gece uyanırsan apansız
Uzaklarda elemli, garip bir kuş öterse
Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
Ve bir gün kabrimde bir kara gül biterse
Bil ki SENİ SEVİYORUM

 

 
 

(bir şarkıdan geçerken..masal perisi...)


elini son defa yanağıma koy../..istemiyorsan giderim..giderim..

inandığım değerleri kaldırdım çeyiz sandığıma
sakladım.../...kenarlarını tığla ördüğüm umutlarımın arasına
parmaklarımda naftalin kokusu
alışamadım unutulmaya...



kaç yaşında sevdim ben bu yalnızlığı..?
hangi yürek öncüsü oldu ezinç taşkınlıklarımın..?
bana düşen artık susmaktır
toplamından taşıyorum iç acılarımın...






defterimin arasında kurutulmuş anılar
yüzlerinde palyaço gülüşleri
kimbilir../..hangi sevdadan kalma..?


..serin bir sonbahar akşamında söz../..ismini unutur silerim..silerim

isyan perdesini indirdi gece, suya yansıdı öksüzlüğüm
şehrin kapılarını tutsun bütün yıldızlar,
yoksa firar edip kaçacak hüznüm...

sevdiğim erkekler geliyor aklıma.
bir çocuk gibi usulca sokulup,
bir nehir gibi akıp giden erkekler!




ama sen
son vurgunum../...en çok vurulduğum..!

veda mektubun hala cüzdanımda,
biraz yırtıldı ve buruştu ama
tek kanıtı biten bir aşkın
yoksa../..kimse inanmıyor ayrıldığımıza...



..tuttuğun kalem olsa yüreğinin elleri.../..bir defa daha yazsa bebeğim...bebeğim..bebeğim..


ah bu ben.......
grameri bozuk bir hikayenin içinde,
yüklemini kaybetmiş bir cümle gibiyim
sindire sindire yaşamalı ayrılıkları da
belki de bu yüzden../..hala aşık gibiyim...



hangi kırgınlığın içinde boğuldu gülüşlerim...?
iğnesi kırılmış bir plak gibi dönüyorum olduğum yerde
ve şarkılarımı kusamıyorum.
gücenik makamından eserler dinleyemediniz,
hepinizden özür diliyorum



.. eğer bir masal perisi girerse rüyalarına../..öldü dersin
gül güzeli, tılsımını kaybetti..


çok erken susturuldum..
bu yüzden bu üç boyutlu sarhoşluklar,
fasl-ı şahane yıkılışlar,
alnımda eksik bir veda busesi,
mümkün değil../..sevilemez ayrılıklar..





sol göğsüm../..yanık göğsüm..
nasıl da zor sevgi aramak resimlerde
bir çocuk olsam kolaydı ama../..büyüdüm




.. uğruna döktüğüm gözyaşları için../..yağmurdan özür dilerim..dilerim..



beni artık sevmeyin ..
tuza yatırdım gönlümü../..düşlerimin yanına
gözlerimde eski bir sızı,
alışamadım unutulmaya ...
 

 

 




Tarih: 20:51, 4/8/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

gitme ne olur

Gittin...!!! Gitme..!!!





bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
AGLAYAMADIM...



Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa...
Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı sadece
seninle paylasmaktı.
ANLATAMADIM...





Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden.
Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperirdin yine,
biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdişin bütün cesaretin kaybolurdu.
TUTAMADIM...



Bir yıkım gibiydi gidişin.
Sen adım adım uzaklaşırken benden, çöküp kaldı bedenim olduğu yere.

Nice terk edilişlere dayanan bu yürek, bu kez yenilmişti.
Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
KALKAMADIM...



Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum.
Hazırdım gidişine. Kaçak zamanları yaşıyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin.
Bense gidişinin ertesi günü hayatima kaldığım yerden devam edecektim.
DEVAM EDEMEDIM..



Bir şey söyledin mi giderken?..
"Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "Seni Seviyorum" dedin mi?...
"Bekle beni, döneceşim..." diye umut verdin mi?..
Beynim öylesine uğulduyordu ki.
DUYAMADIM...



Nereye gittiğin önemli değildi.
Binlerce km. uzakta da olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu.
Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
KURTULAMADIM...



BIL KI SEVMEKTEN VAZGEÇMEDIM SENI,
BIL KI SENINLE BIRLIKTE, SEVDANI DA TASIYACAGIM YÜREGIMDE,
BIL KI;
SENI ASLA UNUTMAYACAGIM

Biliyorum aslında sen hiç bir zaman gelmedin bana.
Duymuyorsun !
Gitme diyorum sana,gitme !
Çığlıklarım boğuluyor gecenin karanlığında.
Gece korkunç, gece sessiz, gece yalnız...
Sesim kısılıyor
Gidişin bitişi olacak yüreğimdeki heyecanın,
Gidişin sönüşü olacak gözlerimdeki ateşin.
Beni,yüreğimdeki sevgiyi,
Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun!
Ama ne olur bunu unutma.
Gidişin dinderemez bu fırtınayı.
Bir fırtınanın ugultusuyla sesleniyorum sana;



Gitme...!!!


Tarih: 18:34, 4/8/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->